4 Temmuz 2017 Salı

BSI101U Bankacılık Ve Sigortacılığa Giriş Konu Özeti

1.ünite-Finansal Sistem ve Bankalar

FİNANSAL PİYASA VE FİNANSAL SİSTEM:
Bireylerin gelirleri ve harcamaları zaman içinde değişmekte; bazı dönemlerde harcamaları gelirlerinden fazla, bazı dönemlerde ise gelirleri harcamalarından fazla olmaktadır. Dolayısıyla bireylerin gelirleri ile harcamaları çoğu zaman dengede değildir. İşletmeler, günlük faaliyetlerini sürdürmenin yanında büyümek, rekabet üstünlüğü sağlamak, yeni yatırımlar yapmak durumundadırlar. İşletmelerin bu tür yatırımları için sermayeye ihtiyaçları olur.
İşletmeler sermaye ihtiyaçlarını içsel kaynakları yanında dışsal kaynaklarla da sağlayabilirler Finansal piyasaların temel fonksiyonu, fon arz ve talebini buluşturmasıdır. Ancak bir ekonomide fonların, fon arz edenlerden fon talep edenlere aktarılmasında etkin işleyen bir sisteme ihtiyaç vardır. Finansal sistemin etkinliği arttıkça fon arz ve talebinin karşılaşması da o ölçüde artacak, bu bağlamda ekonomik gelişim de hızlanacaktır.
Finansal sistemi oluşturan unsurlar;
ü  Tasarruf sahipleri (Fon arz edenler),
ü  Yatırımcılar (Fon talep edenler),
ü  Yatırım ve finansman araçları,
ü  Yardımcı kuruluşlar,
Hukuki ve idari düzenlemeler şeklinde sayılabilir.
İşletmeler, hem finansal hem de finansal olmayan tüm işletmeleri kapsamaktadır. Finansal olmayan işletmeler, araba, bilgisayar, buzdolabı gibi ürünler üreten ve/veya finansal hizmetler dışındaki hizmetler (taşıma, bilgisayar programcılığı gibi) üreten işletmeler anlamındadır.
FİNANSAL PİYASALARIN SINIFLANDIRILMASI:
Finansal piyasaları farklı açılardan sınıflandırmak mümkündür. Aşağıda daha çok benimsenen sınıflandırmalara yer verilmiştir:
Finansal varlığın niteliğine göre;
ü  Borç piyasaları
ü  Öz sermaye piyasaları
Finansal varlığın süresine göre;
ü  Para piyasaları
ü  Sermaye piyasaları
Örgütlenme durumuna göre;
ü  Organize piyasalar
ü  Organize olmamış piyasalar (tezgah üstü piyasalar)
Finansal varlığın ilk kez alınıp satılmasına göre;
ü  Birincil piyasalar
ü  İkincil piyasalar
Ödemelerin hemen ya da gelecekte yapılmasına göre;
ü  Nakit ya da spot piyasalar
ü  Vadeli piyasalar
Para piyasasında risk, sermaye piyasasına göre daha düşüktür. Para piyasasında vade kısa olduğu için sermaye piyasasına göre risk daha düşüktür. Riske bağlı olarak para piyasasında getiri de sermaye piyasasına göre daha düşük olur.
Para piyasası finansal araçlarının likiditesi, sermaye piyasası finansal araçlarına göre daha yüksektir. Likidite finansal varlıkların kısa sürede, kolaylıkla ve değerinden önemli kayıp olmaksızın alınıp satılabilmesidir.
YATIRIM VE FİNANSMAN ARAÇLARI; Finansal piyasalara fon sunanların sundukları fon karşılığında fon talebinde bulunanlardan aldıkları varlıklara finansal varlık denir. Finansal varlıklar fon talebinde bulunanlar tarafından yaratılıp, fon sahiplerine fonlarının karşılığında verilirler. Finansal varlıklar alacak ya da ortaklık hakkı verirler. Finansal varlıkların arsa, bina gibi reel varlıklara göre farklılığı, taşıdığı haktan dolayı değere sahip olmalarından kaynaklanmaktadır. Finansal varlıkların iki önemli ekonomik fonksiyonu vardır. İlki fonların, fon fazlalığı veren birimlerden, maddi varlıklara yatırım yapacak birimlerin fon ihtiyacını karşılamak üzere transferini sağlamaktır. İkincisi, risk paylaşımını sağlamaktır
Borçlanma araçlarının nakit girişleri faiz ve anapara ödemeleri iken, hisse senetlerinin nakit girişleri
kâr payı ve sermaye kazancıdır. Nakit akışlarının elde edilme olasılığına bağlı olarak finansal varlıkların fiyatı ve getirisi farklılık gösterecektir.
Riskin tahmin edilebilirliği: Bir finansal varlığın riski, getirisindeki ölçülebilir oynaklıkla ilgilidir.
Vade: Finansal varlıklarda vade önemli bir faktördür.
Paraya çevrilebilirlik: Finansal varlıkların paraya dönüştürülebilme özelliği farklılık gösterir. Bölünebilirlik özelliği: Bu özellik finansal varlıkların en az hangi miktarlarda paraya dönüştürülebileceği ile ilgili bir özelliktir.
Mevduat: Para piyasasında işlem gören araçların başında mevduat gelir. Mevduat; kişi ya da kurumların istendiğinde ya da belirlenmiş bir vade sonunda geri alınmak üzere bankalara yatırdıkları Türk Lirası ya da yabancı paralardır.
Resmi mevduat; genel ve katma bütçeli daire ve kuruluşlara, yerel yönetimlere, kanunla kurulmuş döner sermayeli kuruluşlara, mahkemelere, savcılıklara, icra ve iflas dairelerine, tereke hakimlerine ve kanunla kurulmuş sosyal kurumlara ait mevduatlardır.
Ticari mevduat; kooperatifler dahil her türlü ortaklıklara, tüccarların ticarethane ve firmalarına, vakıflar ve derneklere, sendikalara, birlikler ve mesleki kuruluşların kurdukları ve katıldıkları ticari işletmelere, kamu iktisadi teşebbüsleri ile yerel yönetimlerin ticari işletmelerine ait mevduatlardır.
Tasarruf mevduatı; gerçek kişiler tarafından açtırılan, ticari işlemlere konu olmayan mevduattır.
Bankalararası mevduat ise, bankaların ve özel kanunla kurulmuş mevduat kabulüne izin verilmiş kurumların birbirlerine yatırdıkları mevduatlardır.
Hazine Bonosu:
Hazine bonoları devletlerin kısa vadeli kamu harcamalarını karşılamak üzere çıkarmış olduğu 3, 6 ve 12 ay vadeli olarak ihraç edilen borçlanma senetleridir. Hazine bonoları, likidite ve ödenmeme riski sıfır olarak kabul edilen finansal varlıklardır. Daha önce de belirtildiği gibi borçlunun devlet olması, devletlerin de para basma yetkisine sahip olmaları nedeniyle hazine bonolarının ödenmeme riski yoktur diye kabul edilir

Mevduat sertifikaları: Bankalar tarafından çıkarılan, genellikle vadeli mevduata bir alternatif olarak işlev gören ve faiz kuponu taşıyan bir finansal araçtır. Vadeli mevduatta vade ve faiz değişmez; vadeden önce para çekilirse faiz ödemesi olmaz.Ülkemizde mevduat sertifikaları TCMB’nin ilgili tebliği uyarınca bankalar tarafından ihraç edilebilmektedir. 1980’li yıllarda bankaların düşük faizle ihraç ettiği mevduat sertifikalarını alan bankerler, bu mevduat sertifikalarını bankaların uyguladıkları faizlerin yaklaşık iki katı faiz vermek üzere satarak yüksek miktarlarda fon sağladılar
Finansman Bonoları ve Banka Bonoları:
Finansman bonoları da hazine bonoları gibi kısa vadeli borçlanma araçlarıdır. Ancak finansman bonoları özel sektörce çıkarılan varlıklardır. Hazine bonoları gibi finansman bonoları da faiz kuponu taşımazlar; iskontolu satılır ve vade sonunda çıkaran kurum tarafından nominal değer ödemesi yapılır.
Banka bonoları, ticari bankalar ile yatırım ve kalkınma bankaları tarafından ihraç edilen kısa vadeli, iskontolu satılan finansal varlıklardır. Yapı itibariyle finansman bonolarına benzeyen banka bonoları da nominal değer üzerinden iskontolanarak satışa sunulur ve ihraç eden banka tarafından vade tarihinde nominal değer ödemesi yapılır.
Varlığa Dayalı Menkul Kıymetler (VDMK):
Son yıllarda özellikle finansal piyasalarda yaşanan önemli bir gelişme ise finansal kurumların sahip oldukları varlıkları menkul kıymet haline dönüştürmeleridir. Böylelikle varlıklar likit hale getirilmektedir.
Menkul kıymetleştirme sonucunda oluşturulan borçlanma araçlarına varlığa dayalı menkul kıymetler denir. Son 10-20 yılda gelişmiş bankacılık sistemlerine ve menkul kıymetler piyasasına sahip ülkelerde menkul kıymetleştirme yaygın bir biçimde uygulanmaktadır.
Repo; Son yıllarda özellikle para piyasası işlemleri arasında en önemli rol oynayan araçlardan birisi de repo(geri satın alma anlaşmaları)dur. Repo işlemi ABD Merkez Bankasının (Federal Reserve) piyasadaki nakdi çekmek ya da gerektiğinde piyasaya nakit sürmek amacına yönelik olarak başlatılmıştır
Eurodolar, Avrupa’daki dolar mevduata verilen addır. Önceden ABD’den Avrupa’ya gelen ABD Doları için kullanılan eurodolar kavramı, şimdilerde başka ülke parası için de olsa yine kullanılmaktadır. Geleneksel olarak bankalar, o ülkenin kanunlarına uygun olarak mevduat hesapları açmakta idiler
Hisse Senetleri:
Sermaye piyasasının temel araçlarından biri olan hisse senetleri anonim ortaklıklarda ve sermayesi paylara bölünmüş komandit ortaklıklarda ortaklık payını temsil eden menkul kıymetlerdir.
Tahviller:
Tahviller, işletmelerin uzun vadeli sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere seri halde çıkarmış oldukları borçlanma senetleridir. Tahviller sermaye piyasasında işlem gören uzun vadeli borçlanma senetlerinden biridir.
Vadeli işlem Sözleşmeleri:
Vadeli işlem sözleşmesi (futures), ileri bir tarihte, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ekonomi veya finansal göstergeyi, sermaye piyasası aracını, malı, kıymetli madeni veya dövizi alma veya satma yükümlülüğü getiren sözleşmedir.
FİNANSAL ARACILIK VE FiNANSAL KURUMLAR:
Finansal piyasaların temel fonksiyonu fon arz edenlerle fon talep edenleri karşılaştırarak onların transferini gerçekleştirmektir. Fon arz ve talebi doğrudan ya da finansal aracılar vasıtasıyla karşılaşabilir. Finansal sistemde fonların el değiştirmesi genellikle finansal aracı kurumlar tarafından gerçekleştirilir.
Finansal araçların, araya bir kurum girmeksizin aracısız el değiştirmesine doğrudan finansman, aracılar vasıtasıyla el değiştirmesine dolaylı finansman denir. Aracı kurumlar tasarruf sahiplerinden sağladıkları fonları, kendileri tarafından belirlenen fon talep edenlere vererek aracılık hizmeti sunarlar.
Finansal Kurumların Türleri:
Finansal kurumları farklı açılardan sınıflandırmak mümkündür. Finansal kurumlar para yaratıp yaratmama özelliği dikkate alınarak para yaratan ve para yaratmayan finansal kurumlar olarak sınıflandırılabilir.
Para Yaratan Finansal Kurumlar:
Finansal piyasalarda finansal aracı kurumlar arasında etkinliği ve önemi en fazla olan kuruluşlar para yaratan finansal kurumlardır. Ülkemizde para yaratan kurumlar Merkez Bankası, ticari bankalar ve katılım bankalarıdır.
Merkez Bankaları:
Merkez bankalarının en ayırt edici özelliği emisyon yetkisine sahip olmalarıdır. Banknot ihracının bir bankaya tanınması, banknotlarda yeknesaklığın sağlanması ve para ve kredi hacminin devletçe belirlenen amaçlara göre ayarlanması açısından önemlidir. Merkez bankaları bankacılık sistemindeki karşılaşılan ya da karşılaşılacak sorunların çözümü için ortaya çıkmıştır.
Ticari Bankalar:
Ticari bankalar bankacılığın ilk türüdür. Ticari bankacılık terimi genel olarak mevduat kabul eden kredi kurumlarını ifade eder.
Katılım Bankaları:
Özel Finans Kurumları olarak Türk finans sistemine giren katılım bankaları, Kasım 2005 tarihli
Bankacılık Kanunu ile birlikte Katılım Bankaları adını almıştır. Katılım bankaları, dini inançları gereği faiz gelirini kabul etmeyen birimlerin tasarruflarını sisteme kazandırmak amacıyla oluşturulan kurumlardır.
Para Yaratmayan Finansal Kurumlar:
Para yaratmayan kurumların para yaratan kurumlardan farkı, mevduat toplayamamalarıdır. Bu kurumların sermaye piyasalarında tahvil, bono ve benzeri menkul kıymetler çıkararak fon sağlamaları mevduat sayılmamaktadır.
Yatırım ve Kalkınma Bankaları:
Yatırım ve kalkınma bankaları, gelişmekte olan ülkelerde sermaye açığını giderme ve sanayileşme sürecini hızlandırma görevini üstlenen kurumlardır. Sermaye piyasalarında aracılık yapan uzmanlaşmış kurumların başında yatırım ve kalkınma bankaları gelmektedir.
Sigorta Kurumları:
Gelecekte ortaya çıkabilecek tehlikelere karşı oluşacak zararları azaltmak ya da tamamen karşılamak üzere faaliyette bulunan kurumlardır.
Aracı Kurumlar:
Aracı kurumlar finansal piyasalarda hem birincil hem de ikincil piyasada aracılık yapmak üzere faaliyetlerine izin verilen kurumlardır. SPKa’da aracı kuruluşlar, aracı kurum ve bankalar olarak tanımlanmıştır.
Menkul Kıymet Borsaları:
Borsaya kote olmuş menkul kıymetlerin alım ve satımının yapıldığı, fiyatların tespit ve ilanı işleriyle yetkili olarak kurulan tüzel kişiliğe sahip kurumlardır. Borsalar sosyal ve ekonomik gelişmenin bir göstergesi olmaktadır.
Faktöring Şirketleri:
faktöringe ve forfaiting şirketleri alacakları vadesinden önce paraya dönüştüren finansal kurumlardır.
Finansal Kiralama Şirketleri:
İşletmelere gerekli olan varlıkları satın almak yerine kiralayarak hizmet sunan finansal kurumlardır.
Finansal kiralama şirketleri, mülkiyeti kendilerinde olmak üzere o varlığı kullanma hakkını işletmelere sunarak onları finanse etmektedirler.
Finansman Şirketleri:
Finansman şirketleri mal ya da hizmet alımlarını kredilendirmek amacıyla kurulmuş şirketlerdir.
Finansman şirketleri nakdi kredi isteyen tüketicilere veya tüketim mallarının finansmanı için işletmelere kredi sunarlar.
Varlık Yönetim Şirketleri:
Varlık yönetim şirketleri, finansal kurumların alacaklarını tahsil etmek, varlıklarını yeniden yapılandırmak ve satılmasını sağlamak gibi amaçlarla oluşturulmuş kurumlardır.
Yatırım Ortaklıkları:
Ortaklığa katılan birimlerin birikimlerini çeşitli finansal varlıklara yatırarak riski dağıtmak ve sınırlandırmak, bu kurumlara fon sunanların tek başlarına başaramayacakları uzmanlık sayesinde yatırım portföyünü etkin bir biçimde yönetmek üzere kurulan kurumlardır.
Yatırım Fonları:
Kişilerden katılma belgeleri karşılığında toplanan paralarla sermaye piyasası araçlarından ve kıymetli madenlerden oluşan portföyü işletmek üzere oluşturulan mal varlığıdır. Yatırım fonlarını bankalar, aracı kurumlar, sigorta şirketleri, Kanunlarında engel bulunmayan emekli ve yardım sandıkları kurabilirler.
Risk Sermayesi Şirketleri:
Ülkemizde risk sermayesi şirketleri girişim sermayesi yatırım ortaklıkları olarak adlandırılmaktadır. Bu ortaklıklar girişimcilerin sermaye ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuşlardır

BANKALARIN EKONOMİDEKİ FONKSİYONLARI
Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde finansal sistemin temel kurumu olan bankaların daha çok da mevduat bankalarının ekonomideki fonksiyonları şu şekilde özetlenebilir:
Finansal Aracılık: Bankaların diğer finansal kurumlar gibi başlıca fonksiyonu kişi ve kurumların
tasarruflarını toplayarak bunları yine kişi ve kurumlara aktarılmasında aracılık yapmaktır
KÜRESELLEŞMENİN BANKALAR ÜZERİNE ETKİSİ:
Finansal piyasaların baş döndürücü bir hızla gelişiminde en önemli rolü bilgi teknolojilerinde yaşanan
hızlı gelişmeler oynamaktadır. Finansal piyasaların globalleşmesinde finansal bilginin güvenli bir
biçimde aktarılmasının, finansal işlemin kısa sürede ve çok düşük maliyetlerle yapılabilmesinin önemi
büyüktür.
§  Uluslararası Piyasalardan Fon Sağlama Olanağının Artması Sonucunda Bankaların Varlık ve
Kaynak Yapısının Değişmesi Bankaların yurtdışı piyasalardan kolaylıkla fon bulabilmeleri,
banka kaynakları içindeki yabancı kaynak oranını artırmıştır.
§  Bankalarda Kur ve Faiz Riskinin Artması Bankaların varlık ve kaynakları arasında yabancı para
ile ifade edilen varlık ve kaynaklarının olması ve faiz oranlarının değişkenliği bankaların kur ve
faiz riskini artırmıştır.
§  Ülke Riskinin Önem Kazanması Ülke riski, daha çok uluslararası piyasalara fon sunan, ihracatı
finanse eden bankalar açısından daha önemli hale getirmiştir.
FİNANSAL PİYASALARDA DÜZENLEYİCİ VE DENETLEYİCİ KURUMLAR:
Finansal sistemden beklenen fonksiyonların en iyi şekilde yerine getirebilmesi ve sistemin etkin birşekilde işleyebilmesi için finansal sistemin işleyişinden sorumlu düzenleme ve denetleme otoritelerine ihtiyaç vardır. Temelde güven unsuruna dayalı olan sistemde gözetim ve denetim mekanizması ne derece sağlıklı işlerse, kaynakların uygun alanlar ve uygun zamanlarda aktarılması o derece kolaylıklagerçekleşir.  
Türkiye’de finansal piyasaları düzenleyen ve denetleyen kurumlar olarak:
·         Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
·         Hazine Müsteşarlığı
·         Sermaye Piyasası Kurulu
·         Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu
·         Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu sayılabilir.

Ülkemizde bankalar, katılım bankaları, leasing şirketleri, faktoring şirketleri ve tüketici finansman şirketleri Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu; sermaye piyasası kurumları (aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri gibi) Sermaye Piyasası Kurulu; sigorta şirketleri ve bireysel emeklilik şirketleri Hazine Müsteşarlığı; yetkili müesseseler (döviz büroları gibi) ise Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından denetlenmektedir

3 Nisan 2017 Pazartesi

BİL102U Temel Bilgi Teknolojileri II Özet

1.ÜNİTE İşletim Sistemleri

GİRİŞ
Bilgisayar teknolojisinin devreye girmesi ve 21. yüzyıldaki hızlı gelişim eğilimi; bilgiyi kullanma, işleme ve yönetme seklimizi değişmiştir. Bu süreçte haberleşme, arkadaşlarımızla iletişim, ticaret ve alışve-riş ve bankacılık işlemlerimizi yapış şeklimiz farklılaştı. Hemen hemen hepimizin kullandığı, kullanmak zorunda olduğu bu teknolojiler, siz fark etmeden arka planda süregelen işlemler sayesinde, birçok rutin ve karmaşık isi neredeyse birkaç tıkla halletmemizi sağlıyor. Kullanıcıların bilgisayar teknolojile-rinden kolayca yararlanmalarını sağlayan bu mekanizma işletim sistemi olarak adlandırılmaktadır. Bir başka deyişle işletim sistemi, bilgisayarın denetimi ve yönetiminden, temel sistem işlemlerinden ve uygulama programlarını çalıştırmaktan sorumlu olan bir sistem programıdır.

BİLGİSAYAR SİSTEMİNİN BİLEŞENLERİ VE İŞLETİM SİSTEMİ:
İşletim sistemleri, bilgisayar biliminde en temel ve kapsamlı konulardan biridir. Bu bakımdan bilgisa-yar sistemlerini genel olarak anlamak, işletim sisteminin rolünü kavramaya da yardımcı olacaktır. Bilgisayar en basit tanımıyla, eldeki verileri (bilgi) önceden yüklenmiş belirli programlara göre mate-matiksel işlemler kullanarak işleyen, sonuç çıkaran ve bu bilgileri uygun ortamlarda saklayan, istenil-diğinde geri getirebilen elektronik bir cihazdır. Bilgisayar sistemi genel olarak dört birimden oluşur: Donanım, Sistem Yazılımları, Uygulama Programları ve Kullanıcılar.
Bilgisayar donanımı merkezi işlem birimi, bellek ve Giriş/Çıkış birimleri (klavye, fare, tarayıcı, mikro-fon, kamera, yazıcı, vb.) gibi bir bilgisayarı oluşturan fiziksel parçaların genel adıdır. Bir başka ifadey-le, donanım bilgisayarda gözle görülür, elle tutulur her türlü elektronik ve elektromekanik nitelikli ögelerdir.
Bilgisayar Donanımı: Bir bilgisayarı oluşturan fiziksel parçaların genel adıdır. Ekran, işlemci, bellek, klavye, fare, yazıcı, tarayıcı ve benzeri elemanlar bilgisayar donanımını oluşturan parçalardır.
Uygulama Programları/ Yazılımları: Özel bir amaca yönelik olarak geliştirilmiş, belli bir işi yapan veya belli bir sorunu çözen yazılımlar/programlardır.
İşletim sistemi en önemli sistem yazılımıdır ve bilgisayar sisteminin genel işlerini kontrol eden ve düzenleyen bir dizi programdır. Açıkça, işletim sistemi kullanıcı ile bilgisayarı oluşturan donanım ve yazılım nitelikli kaynaklar arasında iletişimi yönetmek ve birlikte çalışabilirliği sağlamak için platform hazırlar.
İşletim Sistemi, kullanıcı, donanım ve yazılımlar arasındaki aracılık yaparak, bilgisayar sisteminin ya-pacağı isleri düzenleyen ve denetleyen programlar bütünüdür. İşletim sistemi İngilizce “Operating Sistem” olarak adlandırıldığı için piyasadaki bazı işletim sistemlerinin isimlerinin yanında gördüğünüz “OS” bu ifadenin kısaltılmış formudur.
İŞLETİM SİSTEMİNİN TEMEL BİLEŞENLERİ VE GÖREVLERİ:
 İşletim sisteminin üç temel bileşeni bulunur. Bunlar; kullanıcı arabirimi, çekirdek ve dosya yönetim sistemidir. Kullanıcı arabirimi gösterildiği gibi işletim sisteminin görünen yüzüdür. Bu bölümde kulla-nıcılar yapacakları işlemleri fare ve klavye gibi çevre birimleriyle komutlar vererek gerçekleştirir.
İlk dönem bilgisayarlarda söz konusu komutlar yazılı olarak yapılıyordu. Günümüzde sesle veya ek-rana dokunarak da bilgisayara komut verebiliyoruz. Bugünkü bilgisayarlarda ise kullanıcı arabirimi artık grafiksel bir ara yüz formundadır. İşletim sistemini bir arabaya benzetirsek, direksiyon, vites kolu ve pedallar gibi sürücünün arabayı kumanda ettiği bölüm aracın kullanıcı arabirimidir.
İşlem ve Süreç Yönetimi:
Zaman uyumu veya zaman paylaşımı olarak da adlandırılan bu işletim sistemi fonksiyonu, merkezi işlem birimi ve bellek gibi donanım kaynaklarının, uygulama programları tarafından paylaşımlı olarak kullanımına işaret eder. İşletim sistemi, uygulama programlarının belli bir sıra ve sürede çalıştırılma-sını organize eder.


Bellek (Hafıza) Yönetimi:
İşletim sistemi, her programa yeterli sistem kaynağını ayırmakla görevlidir. Bilgisayarımızda program-ların ve aygıtların kullanımı için ayrılmış mekanizmalara sistem kaynağı adı verilir. Örneğin bilgisayarın belleği bir sistem kaynağıdır. Sabit disk veya işlemci üzerinde ayrılan alan bir sistem kaynağıdır. Dola-yısıyla işletim sistemi aynı zamanda ana belleği de yönetir. Tüm çalışan programların, kullandıkları veri ve alan bilgileri ana bellekte tutulur.
Giriş-Çıkış İşlemleri Yönetimi:
Giriş/Çıkış birimi bilgisayarı dış dünyaya bağlar. Bu sayede, bilgisayara program ve veri yüklenebilir ve bilgisayardaki veriler dışarı alınabilir. Bilgisayara bilgi giriş ve çıkışı yapan bu birimlere çevre birimi adı verilir.
Dosya ve Klasör Yönetimi:
İşletim sistemi dosyaların bir dizin ya da klasör altında toplanarak saklanması, düzenlenmesi (türü, oluşturma tarihi, değiştirme tarihi, boyutu vb.), erişimi, kopyalanması, yerinin değiştirilmesi, adının değiştirilmesi, silinmesi gibi görevleri yerine getirir.
Hata Bildirimi ve Güvenlik Fonksiyonu:
İşletim sistemi program ve donanımlarda ortaya çıkacak hata durumlarını tespit eder ve gerekirse kullanıcıyı uyarır. İşletim sisteminin güvenlik fonksiyonu birden fazla kullanıcının aynı bilgisayarı kul-lanması veya bilgisayar ağı ortamında kullanıcıların sistemi paylaşması durumlarında devreye girer.

İŞLETİM SİSTEMİNİN TÜRLERİ:
İşletim sistemi türlerini üç açıdan ele alacağız. Bunlardan ilki bilgisayarın tarihsel gelişimine göre, ikin-cisi kullanım amacına göre ve üçüncüsü de ürün ailesine göre yapılan sınıflandırmaları esas alır.
Tarihsel Gelişimine Göre İşletim Sistemleri:
İşletim sistemleri günümüzde bilgisayar teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte çeşitlilik kazanmıştır. Bilgisayarın tarihçesine baktığımızda, işletim sistemlerinin de beraberinde nasıl bir gelişim sergiledi-ğini görebiliriz. Bilgisayarların gelişim dönemi genel olarak altı nesilde ele alınmaktadır.
Birinci Nesil, 1624-1940 yılları arasında çok uzun bir zaman dilimini içine alan mekanik ve elektrome-kanik bilgisayar dönemidir. Basit hesap makinesi, programlanabilir hesap makinesi, analog bilgisayar-lar gibi birçok hesaplama cihazlarının icadına şahitlik eden üç asırlık bu dönemin ardından, 20. Yüzyılın ikinci yarısında II. Nesil İşletim Sistemleri dönemi başlamıştır. 1940-1955 yılları arasına rastlayan bu evre ilk sayısal elektronik bilgisayarın geliştirildiği ve kullanıldığı dönem olarak bilinmektedir. Ameri-kalı elektrik mühendisi John Presper Erkert, ENIAC (Elektronik Sayısal Doğrulayıcı ve Bilgisayar) adını verdiği genel amaçlı ilk elektronik bilgisayarı 1943’ te geliştirmeye başlamıştır.
Algoritma: Matematik ve bilgisayar bilimlerinde bir isi yapmak veya bir problemi çözmek için başlan-gıcından sonuna kadar ayrıntılı biçimde yazılan işlemler/ yollar kümesidir.
VI. Nesil olarak adlandırılan bugün de içinde olduğumuz 1990 ve sonrası, kendi kendini denetleyebi-len, akıllı ve insanla tam bir uyum içerisinde olabilen zeki makineler, bir diğer deyişle “yapay zekâ” dönemidir. Bilgisayar sisteminde popüler bir araştırma konusu olan yapay zekâ, ideal tanımıyla; in-san zekâsına özgü olan, algılama, öğrenme, fikir yürütme, problem çözme, iletişim kurma, çıkarsama yapma ve karar verme gibi üst bilişsel işlevleri veya otonom davranışları sergilemesi beklenen yapay bir işletim sistemidir.
Kullanım Amacına Göre İşletim Sistemleri:
İşletim sistemleri kullanım amaçlarına göre sunucu, masaüstü, mobil ve diğer işletim sistemleri ol-mak üzere dört ana baslıkta incelenebilir.
Sunucu İşletim Sistemleri:
Herhangi bir ağ üzerinde bir programı veya bir bilgiyi aynı anda farklı birçok kullanıcı-ya, sisteme pay-laştıran ve dağıtan donanım veya yazılıma sunucu adı verilir. Güçlü donanım özelliklerine sahip olan sunucular bir bilgisayar ağına bağlı olarak hizmet verirler. Örneğin Microsoft firması tarafından geliş-tirilen Windows NT, Windows 2000 Server, Windows 2003 Server ve Windows 2008 Server sunucu tipi işletim sistemlerine örnek olarak verilebilir.
Masaüstü İşletim Sistemleri:
Masaüstü veya dizüstü bilgisayarlarda kişisel amaçlar için kullanılmak üzere geliştirilmiş işletim sis-temleridir. Ürün ailesi bölümünde detaylı olarak tanıyacağımız Windows ve Mac OS işletim sistemle-rinin bazı sürümleri bu gruba örnek olarak verilebilir.
Mobil İşletim Sistemleri:
Akıllı telefon, tablet bilgisayar, kişisel dijital yardımcılar (Personal Digital Assistant-PDA) gibi taşınabi-lir cihazlar için geliştirilmiş işletim sistemleri, mobil işletim sistemleri olarak adlandırılmaktadır. Gü-nümüzde hızla gelişen ve kapsamı genişleyen mobil işletim sistemlerinden en çok kullanılan ve yay-gın olanlar arasında Android ve iOS örnek olarak verile-bilir. Adı geçen bu sistemlere ünitenin so-nunda tekrar değinilecektir.
Diğer İşletim Sistemleri:
Günlük hayatımızda kullandığımız her elektronik cihazda karmaşık bir işletim sistemi olmayabileceği gibi işletim sistemleri sadece bilgisayarlara da özgü değildir. Örneğin; fotokopi makinesi, hesap ma-kineleri, klima, çamaşır makinesi, televizyon, mikro dalga fırınlar ve DVD oynatıcı/kaydedici, dijital uydu alıcılar gibi birçok elektronik cihazda işletim sistemi yerine gömülü sistem adı verilen özel amaç-ları yerine getirmek üzere tasarlanmış entegre sistemler bulunur.
Ürün Ailesine Göre İşletim Sistemleri:
Günümüzde kişisel bilgisayar alanında çok farklı işletim sistemleri kullanılmaktadır. Bunların belli bas-lıları patentli ve tescilli ticari bir marka olup, kullanımları lisansa tabidir. Örneğin Microsoft firması tarafından geliştirilen, IBM uyumlu PC’ lerde kullanılan Windows ve Apple firmasının Macintosh için geliştirdiği Mac OS en yaygın kullanımı olan ticari (kapalı kaynak kodlu) işletim sistemleridir. Diğer taraftan gönüllü kişiler ile firmaların ortaklaşa geliştirdiği açık kaynak kodlu, özgür ve ücretsiz (teknik destek hariç) işletim sistemleri de mevcuttur.
Ticari (Kapalı Kaynak Kodlu) İşletim Sistemleri Windows:
İşletim sistemleri içinde bugün pazar payının neredeyse %90-98’ ini elinde tutan Win- dows kişisel bilgisayarlarda en çok tercih edilen işletim sistemidir. Windows ilk olarak 1981 yılında Microsoft fir-ması tarafından piyasaya PC uyumlu MS-DOS (Microsoft Disk Operating System) (Windows 1.0, 2.0, 2.1x, 3.0, 3.x, vb.) işletim sistemi olarak tanıtıldı. Zamanla MS-DOS yerini yeni nesil Windows işletim sistemine bırakmıştır.
Masaüstü Bileşenleri:
Bilgisayarı çalıştırdığınızda belli bir süre sonra açılış ekranıyla karşılaşırsınız. Bu ekranda bilgisayarda tanımlı kullanıcılar listelenir. Kullanıcı, varsa şifresi ile yoksa doğrudan giriş yaptığında karsısına ma-saüstü ortamı gelecektir. Masaüstü, işletim sisteminin kullanıcı ile etkileşime girdiği görsel bir arabi-rim ortamıdır. Masaüstü sayesinde kullanıcı bilgisayar ortamında yapmak istediği temel işlemleri gerçekleştirme fırsatı bulur. Bu ortamı gerçek hayatta fiziksel bir zemine söz gelimi bir ofis masasına benzetebilirsiniz.
Masaüstü simgeleri: Bu simgeler arasında bilgisayarda yüklü programlar, programlara ait kısa yollar, klasör ve dosyalar bulunur. Ayrıca geri dönüşüm kutusu da masaüstü simgelerinden biridir.
Görev çubuğu: Masaüstünde ekranın alt tarafı boyunca uzanan bölüm, görev çubuğu olarak adlandı-rılır.
Pencereler: Windows işletim sisteminde herhangi bir programı, dosyayı veya klasörü açtığınızda isminden de anlaşılacağı gibi ekranda her seferinde bir pencere açılır. Kelime işlemci (Word) belge penceresi görüyorsunuz. Bir pencerenin çevresini sınırlayan dört çizgiye kenarlık adı verilir. İmleci bu kenarlıklardan herhangi birine getirdiğinizde imleç çift yönlü ok görünümüne geçecektir.
Pencerenin en altında ve görev çubuğunun üstünde kelime işlemci ile ilgili bilgilerin bulunduğu du-rum çubuğu yer alır.
Bildirim alanı: Görev çubuğunun sağ kösesinde bilgisayarı açtığınızda aktif hale gelen yerleşik uygu-lamalara ait semboller bulunur. Bildirim alanı (a) olarak adlandırılan bu bölümde gizli simgeler (anti virüs programı, grafik özellikleri, işletim sistemi güncelleme uyarısı vb.) ağa bağlanma durumu (ağ ve paylaşım merkezi), klavye düzeni, dizüstü bilgisayaralar için batarya (şarj) durumu, ses ayarları (b), işlem merkezi, tarih ve saat (c) bulunur.
Hızlı başlat menüsü: Kullanıcıların kendilerine göre özelleştirdikleri bir alandır. Kullanıcılar en sık kul-landıkları programların simgelerini, başlat menüsünden seçip, sürükleyerek bu alana bırakabilir. Kul-lanıcılar hızlı başlat menüsünü isterse hiç oluşturmayabilir.
Geri dönüşüm kutusu: Geri dönüşüm kutusu silinen dosya ve/veya klasörlerin geçici olarak depo-landığı özel bir klasördür. Geri dönüşüm kutusundaki ögeleri tamamen silmek için fa-reye sağ tıkla-yarak “Geri dönüşüm kutusunu boşalt” demeniz yeterli olacaktır. Yanlışlıkla silinen bir ögeyi geri almak için ise geri dönüşüm kutusuna girip, ögeyi seçerek “Bu ögeyi geri yükle” sekmesine tıklama-nız gerekir. Böylece, öge daha önceden ait olduğu konuma geri taşınır.
Başlat menüsü: Başlat menüsü, bilgisayarda kurulu programlardan birini çalıştırmaya veya bunlarla ilgili farklı seçenekleri görüntülemeye, klasör veya belgeleri aramaya yarayan bölümdür.
Windows Gezgini ve Bilgisayar Penceresi Windows Gezgini:
Bilgisayarınızdaki klasörler içinde gezinti yapmanızı ve bu klasörlerdeki dosyalara ulaşmanızı sağlayan temel işletim sistemi araçlarından biridir. Gezgini kısa yoldan açmak için başlat düğmesine sağ tıkla-yın ve açılan menüden Windows Gezgini’ in Aç’ ı seçin. Gezgin penceresi açıldığında bilgisayarınızda bulunan tüm sürücüler ve ana klasörler listelenir.
Windows Gezgini: Bilgisayarda yerel ve ağdaki program, klasör ve dosyaları görüntülemek, kullan-mak ve değiştirmek için yararlandığımız bir araçtır.
Dosya ve Klasör (Dizin) İşlemleri Bilgisayarda birbiriyle ilgili bilgi veya komutlar kümesine dosya adı verilir. Dosyalara; belge, kütük, kitap gibi isimler de verilmektedir. Daha önce de söz edildiği gibi dosya-ya, kullanılan işletim sistemine göre değişen bir isim verilir. Ayrıca her dosyanın, türünü belir-leyen bir uzantısı bulunur.
Dosya, çeşitli programlara ait, metin, ses, resim, çizim, görüntü gibi verilerin saklandığı bileşenlerdir. Bilgisayarda bulunan programlar ve dosyaları bir araya getirerek oluşturulan gruplara klasör (dizin) adı verilir.
Klasör Oluşturma: Yeni klasör oluşturmak masaüstünde bos bir alana sağ tıkladıktan sonra açılan menüden Yeni daha sonra gelen alt menüden Klasörü seçmeniz gerekir. Klasörü oluşturduğunuzda klasör adı, varsayılan olarak “Yeni Klasör” seklindedir.
Dosya Oluşturma ve Açma: Dosya iki şekilde oluşturulabilir. Daha önce belirttiğimiz gibi çalıştığınız program açık haldeyken dosyayı oluşturabilirsiniz. Bunun için araç çubuklarındaki kaydet komutunu tıkladıktan sonra dosyaya bir isim vermeniz gerekir. Kullandığınız programın türüne göre bu komut sayesinde dosyanızın bir uzantısı da oluşturulacaktır.
Klasör ve Dosyaları Tasıma ve Düzenleme: Bilgisayarda oluşturduğunuz dosyaları belli klasörler içine depolayabilirsiniz. Bunun için dosyayı bulunduğu yerden silip yeni oluşturduğunuz klasöre kopyala-manız gerekmektedir. Dosyayı iki şekilde taşıyabilirsiniz. Dosyayı taşımak için dosyanın üzerine gelip farenin sol tuşu basılı haldeyken, dosyayı sürükleyerek istediğiniz klasörün içine bırakmanız yeterli-dir.
Dosya ve Klasörü Silme: Kullanıcı silmek istediği dosyanın üzerine fareyle sağ tıklayıp açılan menü-den Sil seçeneğini tıklamalıdır. Her türlü silme işleminde kullanıcının onayı alınır.
Denetim Masası: Denetim masası, bilgisayarınızın ayarlarını değiştirmek ve isleyişini özelleştirmek için geliştirilmiş bir araçtır. Denetim masasına ulaşmak için başlat menüsünün sağ sütunundan Dene-tim Masası seçeneğini tıklayınız. Sekil 1.17’ deki denetim masası penceresinin klasik görünümünde tüm ögeler simgeleriyle birlikte görüntülenirken, sağ üst bölümde görüntüleme ölçütünü kategoriğe dönüştürdüğümüzde bu ögeler tıpkı klasörler gibi belli baslıkların altında toplanır.
Mac OS:
Başlangıçta genellikle grafik ve animasyon üzerine yoğunlaşan kullanıcılar tarafından tercih edilen, Macintosh İşletim Sistemi, kısaca Mac OS, ilk olarak 24 Ocak 1984 tarihinde Apple şirketi tarafından piyasaya sürülmüş ticari bir işletim sistemidir. Bugün artık Mac’ ın geniş ürün yelpazesi nedeniyle kullanımı da yaygınlaşmıştır.
Masaüstü Bileşenleri:
Windows işletim sisteminde gördüğümüz gibi Mac OS işletim sistemi de açıldığında eğer sisteme bir kullanıcı tanıtılmış ise karsınıza gelen ilk ekran kullanıcı parolası girilecek bir açılış ekranıdır. Ardından, uygulama pencereleri, sürücüler (sabit ve çıkartılabilir), klasör ve dosyaları kapsayan Mac OS masa-üstü alanı görünecektir.
Mac işletim sisteminde ekranın en üstündeki yatay çubuk Menü Çubuğu olarak adlandırılır. Bu çu-buğun en solunda Apple logosu yanında etkin uygulama menüsü ve en sağında bildirim alanı bulu-nur. Masaüstünün alt bölümünde İngilizce’ de Dock olarak adlandırılan bilgisayardaki uygulamalara hızlı erişim sağlayan bir menü yer alır.
Apple Menü: Apple logosuna tıklandığınızda açılan Apple menüsü içinde bilgisayarın en temel fonk-siyonları yer alır. Bunlar; Yazılım Güncelleme, Sistem Tercihleri, Dock (Uygulamalara Hızlı Erişim Me-nüsü), Uyut, Yeniden Başlat, Sistemi Kapat gibi seçeneklerdir.
Etkin Uygulama Menüsü: Menü çubuğu üzerinde Apple logosunun sağındaki simgeler o anda kulla-nılan uygulamaya göre değişkenlik gösteren Etkin Uygulama Menüsü olarak adlandırılır.
Bildirim Alanı: Menü çubuğunun sağ tarafı olarak adlandırılan Bildirim Alanı simgeleri ise etkin uygu-lamalar menüsünün tersine daha az değişken olmakla birlikte, kullanıma göre kalabalıklaşabilen bir alandır.
Uygulamalara Hızlı Erişim Menüsü (Dock): Ekranının alt kısmında görünen Uygulamalara Hızlı Erişim Menüsü (Dock) sıklıkla kullanılan uygulamalara, klasörlere ve dosyalara hızlı erişim sağlayan bir alan-dır. Dock’ un boyut, konum ve benzeri özelliklerini kişiselleştirebilirsiniz. Bunun için, Apple menü-den Dock ve açılan menüden tercihlerinden birini (gizlemeyi aç, büyütmeyi aç, vb.) seçmeniz gere-kir.
Finder (Mac OS Gezgini): Windows Gezgini gibi Finder (arayıcı), Mac bilgisayarda sürücülere, uygu-lamalara, dosyalara ve klasörlere erişim ve bunlar arasında gezinmeyi sağlayan ve tüm ögeleri dü-zenli tutmaya yardımcı olan bir araçtır. Bunların dışında Finder’ ı istediğiniz ögeleri aramak, istemedi-ğiniz dosyaları silmek ve benzeri isler için de kullanabilirsiniz.
Sistem Tercihleri: Sistem Tercihleri, sistem genelindeki donanım ve yazılıma ilişkin ayarların kontrol merkezidir. Bu uygulamaya ekranın sol üst kösesindeki Apple menüsünden veya Dock üzerinde Uygulamalar simgesine tıklayarak erişebilirsiniz. Sistem Tercihleri, Windows’ taki Denetim Masası ile benzer fonksiyonları yerine getirir.
Dosya ve Klasör İşlemleri: Bu bölümde Mac OS masaüstünde klasör oluşturma, dosya ve klasörleri tasıma ve silme yöntemlerini açıklayacağız.
Klasör Oluşturma ve Dosya/Klasör Tasıma: Dosyalarınızı düzenlemek amacıyla klasör oluşturmak için masaüstünde bos bir alana sağ tıklayıp, menüden Yeni Klasör seçeneğini seçerek klasörünüzü oluş-turup ardından adlandırabilirsiniz.
Ögeleri silme: Mac OS’ ta herhangi bir ögeyi silmek için çeşitli yöntemler vardır. Bunlardan ilki silmek istediğiniz ögeyi seçerek, fareye sağ tıklamaktır. Menüden Çöp Sepetine Tası seçeneğini tıklayarak ögeyi silebilirsiniz (a). Bir diğer silme yöntemi ise sürekle/bırak seklindedir.
Taşınabilir Disk/Sürücüleri Bilgisayardan Çıkarma: Mac OS işletim sisteminde yuvaya takılan harici disk/sürücülerin (USB, HDD, CD/DVD vb.) simgeleri masaüstünde belirir.
Bilgisayarı Kapatma: Mac bilgisayarı kapatmak için Apple menüye tıkladığınızda uyut, Yeniden Baş-lat, Sistemi Kapat ve Kullanıcı Oturumunu Kapat seklinde dört seçenekle karşılaşırsınız.
Açık Kaynak Kodlu İşletim Sistemleri:
Kapalı kodlu, ticari işletim sistemlerinin aksine açık kaynak kodlu yazılımlar herkese açık olan yazılım-lardır. Bu tür işletim sistemlerinin en belirgin özellikleri; kullanıcıya serbest erişim ile yazılımı değiş-tirme özgürlüğü sağlaması (hızlı güncellenebilirdik ve yönetile-bilirlik yapısı), ücretsiz olması, farklı sistemlere/bağlamlara uyarlanabilir olması ve yeni bir yazılım üretme fırsatı yaratması olarak sırala-nabilir.
Linux:
 Linux, 1991 yılında Finli bilgisayar bilimi öğrencisi Linus Torwalds tarafından ortaya atılan ve gönüllü yazılımcıların katkılarıyla geliştirilmiş özgür bir işletim sistemi çekirdeğidir. Çekirdek, daha önce de açıklandığı gibi işletim sisteminin temelini oluşturur. Bu bilesen tüm sistem kaynaklarını tam yetki ile yönetir ve bilgisayardaki uygulamalar ile donanım arasında bir köprü işlevi görür. Linux baslarda IBM/PC uyumlu bilgisayarlar için geliştirilmiş olmasına karsın, bugün Motorola, PowerPC gibi daha pek çok platformda çalışabilen versiyonlara (dağıtım) sahiptir.
Pardus:
Ulusal düzeyde kamu ve özel kuruluşlarda üretilen belgelerin güvenliğini sağlama ve teknolojide dışa bağımlılığı ortadan kaldırma bağlamında, yerli işletim sistemi geliştirme çalışması 2002 senesinde gündeme gelmiştir. Takip eden yılda, ulusal dağıtım vizyonu çerçevesinde, TÜBITAK’ ta başlayan hazırlık ve izleyen geliştirme süreçleri ile Linux temelli ilk ulusal işletim sistemi olan Pardus projesi hayata geçirilmiştir Pardus işletim sisteminin adı, Anadolu parsının bilimsel (Latince) adı olan Panthe-ra pardus tulliana’dan gelmektedir.

MOBİL İŞLETİM SİSTEMLERİ:
 Cep telefonları, tablet bilgisayarlar, saat ve PDA’ lar gibi taşınabilir cihazlar günümüzün vazgeçilmez mobil iletişim araçları arasında yer almaktadır. Bu tür cihazlardaki kamera, sesli arama, mesajlaşma servisi gibi daha birçok hizmeti ve uygulamayı çalıştırmak için mobil işletim sistemleri geliştirilmiştir.
Geçmişten günümüze mobil işletim sistemi mimarisi de basitten karmaşığa doğru evrilen bir süreç izlemiş ve özellikle son 10 yıllık dönemde mobil işletim sistemi tasarımı üç fazlı bir gelişim yasamıştır: PC tabanlı bir işletim sisteminden, gömülü işletim sistemine ve ardından bugünkü akıllı telefon odak-lı işletim sistemine dönüşüm. Pek doğaldır ki, donanım, yazılım ve internet teknolojilerindeki yenilik-ler söz konusu değişimlerin ana etkenleridir. Donanım sanayi mobil araçları tasarlamak için ilk olarak mikroişlemcileri ve çevre birimlerinin boyutlarını azaltarak ise başladı.
Mobil işletim sistemi işlevlerinin birçoğunu ünitenin basında genel işletim sisteminin görevleri konu-sunda belirtmiştik. Ancak burada farklı özellikleri de ekleyerek genel hatlarıyla bir mobil işletim sis-teminin işlevlerini açıklamakta fayda var:
• Çoklu Görev: Bu özellik mobil cihazda aynı anda açılan programların işletim sistemi tarafından aynı zamanda çalıştırılmasını sağlar. Bir diğer deyişle, başka uygulamalar kullandığınız ya da cihazı kullan-madığınız sırada arka planda belirli görevler gerçekleştirilebilir.
• Zaman Uyumlama/Paylaşımı İşlevi (İşlem ve Süreç Yönetimi): İşletim sistemi, uygulama prog-ramlarının belirli bir sıra ve sürede çalıştırılmasını planlar. Tıpkı bir zaman çizelgesi gibi programların önceliklerini belirler ve yönetir.
• Bellek Ayırma ve Yönetimi: İşletim sistemi, mobil cihazın belleğinin hangi bölümlerinin kullanımda olduğunu ve hangi alanların kullanılmadığını takip etme, süreçlere bellek tahsis etme, tahsis edilen belleği geri alma ve bellek ile sabit disk arasındaki değişim işlemlerini yerine getirmekle sorumludur.
• Dosya Sistemi: Dosya daha önce de belirtildiği gibi verilerin toplandığı birimlerdir. Sanal olarak ci-haz, bütün verileri dosya olarak saklar ve dolayısıyla farklı birçok dosya tipi içerir: Program dosyaları, resim, metin dosyaları gibi. İşletim sistemi dosyaları organize etme ve yönetme işlevini de üstlen-miştir. Dosya sistemi olarak isimlendirilen bir ara yüz ile işletim sistemi dosyaların içindeki bilgileri düzenler.
• Giriş/Çıkış Birimleri Yönetimi: İşletim sistemi cihazın giriş ve çıkış birimlerini de yönetir. Kullanıcı-dan mobil cihaza ham verinin gönderilmesini sağlayan birime giriş birimi (mikrofon, optik kalem, tuş takımı vb.), mobil cihazdan islenmiş olan veriyi kullanıcıya iletilmesini sağlayan birime ise çıkış birimi (kulaklık, yazıcı vb.) adı verilir.
Koruma ve Güvenlik: Mobil işletim sistemleri güvenlik açısından masaüstü tabanlı işletim sistemle-rinden daha ileri düzeydedir. Yalnız bu durum güvenlik açığının olmadığı anlamına gelmemelidir. Mobil işletim sistemi bazıları uygulamaların kullanacağı izinleri, kullanıcıya bırakmış durumdadır.
Çoklu Ortam Özellikleri: Mobil cihazlar farklı ses, video ve görüntü formatlarını destekler ve medya kütüphaneleri içerebilir. İşletim sistemi bu sistemleri de çalıştırır ve yönetir. Örneğin iOS işletim sis-temindeki “Siri” adı verilen dikte özelliği işletim siste-minin yönettiği bir uygulamadır. Siri, sesi metne çeviren bir uygulamadır.
Yıldız savaşları: Bugün iOS ve Android arasındaki rekabet hızla büyüyor. Bu savaştaki ana değişken-ler kullanım kolaylığı ve ara yüz, performans, uygulamalar, sınırlamalar ve esneklik, erişebilirdik, güncellemeler seklinde sıralanabilir.

BİL101U Temel Bilgi Teknolojileri I Özet

1.ÜNİTE Temel Kavramlar
GİRİŞ:
Dünyanın en değerli markaları arasında ilk iki sırayı bilgi teknoloji firmaları Apple ve Google paylaşmaktadır. Ağır sanayi, petrol ya da gıda sektörü firmalarının önüne geçen bu firmalar, bizlere dünyada nasıl bir süreç yaşandığına dair ipuçları vermektedir. Bilgi teknolojisi firmalarının bu denli değerli olması “bilgi”nin günümüzde ne kadar önemli olduğunun bir kanıtı olarak düşünülebilir. Gücünü sanayiden alan sanayitoplumundan sonra temel üretim ve güç faktörü “bilgi” olmuş ve “bilgi toplumu” olabilmek büyük önem kazanmıştır.
TEMEL KAVRAMLAR:
Bilginin önemi yeni ortaya çıkmış değildir. Kendi yaşantımızı göz önüne getirdiğimizde aslında hayatımızın her aşamasında bilgiye ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu fark edebiliriz. Öncelikle adımızı ve yasadıgımız yeri biliriz. Yürümek, konuşmak ve diger günlük aktivilterimizi nasıl yapacağımızı biliriz. Aynı şekilde, bir yabancı dil, coğrafya, bilgisayar ya da fizik bilebiliriz. Yabancı dil bilgimiz o dili ana dili olarak kullanan bir kişi kadar olmayabilir fakat uzmanlık alanımız o dili ögretmek ya da o alanda araştırma yapmak ise o dili ana dili olarak konuşan kişiden daha fazla biliyor olabiliriz.
Malumat kelimesinin karşılığı olarak enformasyon kelimesi de kullanılmaktadır. Enformasyon kelimesi Ingilizce “Information” kelimesinden Türkçelestirilmiştir. Bilgi teknolojileri ise “Information Technologies”in karşılığı olarak kullanılmaktadır.
Bir Zettabayt Ne Kadar Büyük?
       Bit Tek ikili değer 1 ya da 0

       Bayt (8 Bit)
         Bir Bayt: Bir karakter, örneğin“a”, “1”, “/”, “é”.
         10 Bayt: Bir kelime
       Kilobayt (1024 Bayt)
         Bir Kilobayt: Çok kısa bir hikaye
         İki Kilobayt: Daktilo ile yazılmış bir sayfa
         100 Kilobayt: Düşük çözünürlüğünün  bir fotoğraf
       MegaBayt (1024 Kilobayt)
         Bir Megabayt: Küçük bir roman
         Beş Megabayt: 30 saniye TV kalitesinde video
         100 Megabayt: 1 metrelik kütüphane rafındaki  kitaplar
       Gigabayt (1024 Megabayt)
         Bir Gigabayt: Bir kamyonet dolusu  kâğıt
         İki Gigabayt: 20 metrelik bir kitaplık rafındaki  kitaplar
       Terabayt (1024 Gigabayt)
         Bir Terabayt: Kâğıda dönüştürülmüş ve yazılmış 50.000 ağaç
         10 Terabayt: Amerikan Kongre Kütüphanesindeki bütün yazılı koleksiyon
       Petabayt (1024 Terabayt)

       Exabayt (1024 Petabayt
       Zettabayt (1024 Exabayt)



Bahsedilen kavramlar arasında sınırlar çok belirgin olmamasına karşın genel olarak bir hiyerarsi olduğu düşünülebilir. Veri, enformasyon (malumat), bilgi ve bilgelik (irfan) kavramlarını bir piramit şeklinde ifade ettiğimizde en altta veri yer alacaktır, sonra sırasıyla enformasyon, bilgi ve bilgelik gelir. Bu hiyerarşide yer alan aşamalar temelden tepeye doğru:
• Veri: “Gerçek”
• Enformasyon: “Ne olduğunu bilme”
• Bilgi: “Nasılı bilme”
• Bilgelik: “Nedenini bilme” şeklinde sıralanmıştır.
Veri, Enformasyon (Malumat), Bilgi ve Bilgelik (İrfan)
Lütfen öncelikle asağıda verilen cümleyi dikkatli bir şekilde okuyunuz:
Bu oukgudunuz clmüe alsnıda alnmaısz diegl. Oukamya dveam eçtikte dhaa kaoly. Okudugunuz cümle ilk bakışta anlamsız harf dizileri olarak düşünülebilir. İlk okuduğunuzda karışık gelse de ikinci ya da üçüncü okuyuşunuzda doğru anlamış olma ihtimaliniz çok yüksektir. Harier doğru sıralandığında “Bu okuduğunuz cümle aslında anlamsız değil. Okumaya devam ettikçe daha kolay.” şeklinde olacaktır. Kelimenin ilk ve son harflerinin yerleri doğru olduğu sürece geri kalan harflerin yerleri karıştırıldığında, genellikle okuyup bir anlam çıkarabiliyoruz. Kelimelerin anlamını büyük oranda doğru tahmin edebiliyoruz. Eğer kelimelerin harflerinin tamamını karıştırmış olsaydık bir anlam ve cümle bütünlüğüne ulaşmamanız oldukça zor olurdu.
Veri ne kadar somut ise bilgelik o kadar soyut bir boyutta yer alır. Yani veriden bilgeliğe gidildikçe kavramlar daha soyut bir hâl alır. Örnegin yukarıda karışık olarak verdiğimiz “cümle” kelimesini oluşturan her bir harf c/ü/m/l/e tamamen somuttur ve bir sesi göstermektedir. Tek başlarına bir anlam ifade etmeyecektir. Fakat bu harfler bir araya geldiğinde “cümle” kelimesi oluşur ve artık bizim için faklı anlamlara sahiptir.
Veri:
50 mevcutlu bir sınıftaki öğrencilerin boylarının alt alta yazıldığı bir liste düşünelim. Bu listede yer alan her öğrencinin boyu bir konu ile ilişkilendirilmediğinde kendi basına bir anlam ifade etmemektedir. Bu listede yer alan veri islenmemiştir. Bir romanda yer alan bütün kelimelerin bir kaba doldurulduğunu ve karıştırıldığını düşünün. Hiçbir düzen, noktalama işareti sıra ve sayfa bilgisi yok. Kabın içindeki kelimeler arasında bizim anlam çıkarmamıza yardımcı olacak bir düzen, noktalama işareti ya da sayfa olmadığı için bir anlam ifade etmeyecektir.
Enformasyon (Malumat):
Enformasyon verinin ilişkili bağlantılar sonucunda anlam kazanmış hâlidir denilebilir. Daha önce bahsettiğimiz 50 kişilik sınıfta bir boy grafiği yaptığımızı ve öğrencilerin boylarını bu grafiğe yerleştirdiğimizi varsayalım. Artık alt alta yazdığımız sayılar bizim için bir anlam kazanmıştır.
Bilgi:
Bilgi bilen tarafından içsellestirildiği, tecrübe ve algıları tarafından şekillendirildigi için genellikle kişisel ve özneldir. Bu nedenle veri ve enformasyondan oldukça farklıdır. Bilgi örtülü ve açık bilgi olmak üzere iki grupta incelenebilir. Örtülü bilgi kişiseldir; içeriğe bağımlıdır ve biçimlendirmesi zordur. Açık bilgi ise tamamen diğer uçta yer alır. Açık bilgi kodlanabilir ve sözle ifade edilebilir ve aktarılabilir. Kişinin bir dili konuşabilmesi örtülü bir bilgidir. Türkçeyi nasıl konuştuğumuzu, nasıl öğrendiğimizi aktarmanız oldukça zordur. Konuşurken taklit edilmesi zor, kendimize ait bir üsluba sahibizdir. Kolaylıkla semboller yoluyla paylasabildiğimiz bilgi açık bilgi olarak adlandırılır. Açık bilgi kelimeler, semboller, formüller vb. yoluyla ifade edilebilir.


Bilgelik (İrfan):
Şu ana kadar üzerinde durduğumuz veri, enformasyon ve bilgi tamamlanmış süreçler sonunda ulastıgımız durumlar olarak degerlendirilebilir. Dolayısıyla örnek verdiğimiz harfleri karıştırılmış cümlelerde kelimeleri, harfleri biliyoruz; cümleleri okuyabiliyoruz ve harfleri karışık kelimeleri nasıl üretebilecegimizi biliyoruz. Bilgelik ise ileriyi görebilme, sağlıklı değerlendirme ve karar verme konusunda bilginin nasıl kullanacağımıza ilişkin anlayış kazanma durumu olarak tanımlanabilir.
BİLGİ İŞLEME MODELİ VE BİLGİ İŞLEME SÜREÇLERİ:
Dikkat ederseniz günlük yasantımızda farkına varmadan süreki olarak elimizdeki bilgileri/verileri degerlendirir ve karar(lar) veririz. Veri, enformasyon ve bilgi toplamanın bütün amacı bilge kararlar verebilmektir (Ahsan & Shah, 2006). Sürekli yeni seyler ögrenir, ögrend
iklerimizi gelistirir, günceller ya da degistiririz. Yeni bilgiyi dısardan nasıl aldıgımız, nasıl isledigimiz, nasıl depoladıgımız ve geri getirip kullandıgımız gibi sorular bilgi isleme ile ilgilidir. Insanlarda bilgi isleme sistemi zihinsel yapılar ve bilissel süreçler olmak üzere iki temel ögeden olusmaktadır. Zihinsel yapılar algısal bellek, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek olmak üzere üç temel bilesene sahiptir. Bilgilerin bir bellekten diğerine aktarılmasını sağlayan zihinsel etkinlikler olan dikkat, algı, kodlama ve depolama, tekrar, geri çağırma ve hatırlama ise temel bilişsel süreçleridir.
Algısal Bellek (Duyusal/Anlık Bellek):
Algılsal bellek duyusal bilginin çok kısa sürelerde islendiği bellektir. Algısal belleğe gelen bilgiler çok kısa zamanda işlendiği ve silindiği için “anlık bellek” olarak da adlandırılabilir. Duyu organlarımızdan gelen uyarıcılar duyusal kayıt sistemine aktarılır. Bu durumda bilgi orijinal uyarıcıyı temsil eden yapıdadır yani uyarıcının tam yansımasıdır. Algılsal belleğin kapasitesi sınırsız olmasına karsın bilginin bu alanda kalış süresi sınırlıdır ve islenmezse kaybolur.
Kısa Süreli Bellek (İşler/Çalışan Bellek):
Uyarıcılar algısal bellege alındıktan sonra kısa süreli bellege (isler/çalısan bellek) aktarılırlar, aktarılmazsa silinirler. Kısa süreli bellek aynı zamanda uzun süreli bellekten çağrılan bilgileri islemek için kullanılır. Kısa süreli bellekte bilgiler belirli bir süre için sınırlı bir sekilde tutulur. Düsünün ki yıllar sonra bir arkadasınızla karsılastınız, hâl hatır sorup konuşurken arkadasınız gelen acil bir telefonla ayrılmak zorunda kaldı. Giderken size telefon numarasını söyledi. Telefon numarasını bir yere kaydedene kadar sürekli tekrarlamaya baslarsınız. Neden böyle yapıyoruz? Bunun nedeni kısa süreli bellegimizin is basında olmasıdır. Kısa süreli bellegimizin bu kıstını asmak için tekrar ediyoruz. Kısa süreli bellegimiz süre sınırlı karalama tahtasına benzetilebilir.
Uzun Süreli Bellek:
Algısal ve kısa süreli bellegin aksine uzun süreli bellegin kapasite ya da süre sınırlaması yoktur. Bu bellegin, milyonlarca bilgi parçasını neredeyse sonsuza dek saklayabildiği düsünülmektedir. Hatta bir görüse göre unutmuyoruz sadece bilgilere ulasmakta ve çağırmakta zorlanıyoruz. Kısa süreli bellekteki anılar tekrar ve anlamlı iliskilendirmeler kullanılarak (kodlanarak) uzun süreli bellege aktarılır. Uzun süreli bellegimizde bilgi anlamsal baglantılar hâlinde tutulur. Bu nedenle uzun süreli bellege transfer edilirken kuvvetli isikiler, baglantılar kurdugumuz yeni bilgiler daha kolay geri çagrılabilir, hatırlanabilir. Örnegin, yeni tanıstıgımız birinin adını daha önceden aynı isimde tanıdıgımız baska biri ile iliskilendirdigimizde daha kolay hatırlayabiliriz. Uzun süreli bellekte bilgiler bir sistem dâhilinde depolandıgı için hatırlama süreci kısa süreli bellekten farklıdır. Eger bilgiler iyi bir sekilde örgütlenmis ise çabuk hatırlanabilirken iyi iliskilendirilmemis bilgiler o kadar çabuk hatırlanamayabilir.
İşlemsel bellek ise bisiklet sürmek, bir müzik aleti çalmak gibi yaparken her bir aşamasını tek tek düsünmedigimiz bir sekilde bilinçsizce yaptıgımız yeteneklerimizin depolandığı bellektir. Bu bellekte genellikle tekrar ve pratik yaparak artık bir sekilde otomat iklesen davranıslarımız yer alır.


BİLGİSAYARLARIN BİLEŞENLERİ:
Günlük yasantımızda farklı yapılarda bilgisayarlar kullanıyoruz. Bazıları geleneksel olarak düsündügümüz ekran, fare, bilgisayar kasası gibi parçalara sahip oldugu için gayet göze görünür olsa da daha büyük bir çogunlugu arabalarda, telefonlarda, çamasır makinalarında ya da televizyonlarda da bilgisayarlar bulunmaktadır. Genel amaçlı bilgisayarlar farklı yazılımları çalıstırabilen, farklı amaçlarla kullanılabilen bilgisayarlardır. Yazılım bilgisayarların istenen islemleri yerine getirmesini saglayan komutlar bütünü olarak ifade edilebilir. Aynı genel amaçlı bilgisayar farklı yazılımlar yüklenerek oyun oynamak, ödev hazırlamak, program yazmak, ya da web tasarımı için kullanılabilir.
İşletim sistemi bilgisayarı oluşturan parçaların (bellek, disk, ekran kartı vb.) uyumlu ve dogru bir sekilde çalısmasını saglar. Bilgisayarlar donanımları zaman içinde çok ilerleme ve degisim göstermistir. Bilgisayarları sunucu, masaüstü ve taşınabilir olmak üzere üç kısımda inceleyebiliriz. Tasınabilir bilgisayarlara dizüstü bilgisayarlar, tablet bilgisayarlar ve akıllı cep telefonları örnek olarak verilebilir. Sunucu bilgisayarlar yüksek islem gücüne sahip güçlü bilgisayarlardır.
Bilgisayar kasasında yer alan bütün donanım anakart üzerinden iletisim kurar. Islemci yuvası, RAM bellegin takılacagı yuva, ses, ekran ve video kartları için gerekli slotlar sayesinde bu donanımlar dogrudan anakarta takılabilirler. Bilgisayarlarda verinin çogunun islendigi donanım islemcidir. Islemci bilgisayarın beyni olarak düsünülebilir.
RAM (Random Access Memory/Rasgele Erisimli Bellek), elektrik akımı oldugu sürece veriyi üzerinde tutan bellek birimidir. ROM (Read Only Memory/Sadece Okunabilir Bellek) ise, bilgisayar ilk açıldıgında, bilgisayarın çalışması için gerekli bilgileri üzerinde barındıran bellektir. ROM bilgisayar ilk açılırken donanımı test etmek, bütün komutları kontrol etmek ve isletim sistemini başlatmak olarak özetlenebilir.
Bilgisayardaki yazılımlar genellikle sabit diske (harddisk) kurulur. Bilgisayara veri girilmesi için kullanılan bütün donanımlara girdi birimi adı verilir.

BİLGİ İŞLEME VE TEKNOLOJİ:
Bilginin toplanmasında, islenmesinde, depolanmasında, bir yerden bir yere iletilmesinde ve kullanıcıların hizmetine sunulmasında yararlanılan bütün teknolojiler, bilgi islemek için kullandıgımız bütün maddi cihazlar ve kavramsal araçlar bilgi teknolojileri olarak adlandırılabilir. Bilgi sistemleri ise bilgi teknolojilerinden daha genis bir kapsamda yer alır. Bilgi sistemleri kullanıcının ihtiyacını karsılamak üzere birlikte çalısan bütün donanım, yazılım, personel, veri ve süreçleri kapsar.
Bilgi sistemleri altında yer alan bilgi isleme süreçlerini yedi baslık altında inceleyebiliriz(“Tools for Information Processes,” 2014):
1. Toplama (Collecting)
2. Düzenleme (Organising)
3. Analiz (Analysing)
4. Kaydetme ve Geri Çagırma (Storing and Retrieving)
5. Isleme (Processing)
6. Aktarma ve Alma (Transmitting and Receiving)
7. Gösterim (Displaying).
Toplama: Bilgi isleme sürecinin ilk basamagı islenecek bilginin toplanmasıdır. Bu süreç hangi veriye ihtiyaç duyuldugu, nereden alınacagı ve nasıl alınacagını içerir. Bir markette ürünlerin barkodlarının okutulması bu sürece bir örnek olabilir. Toplama süreci için farklı donanımlar kullanılabilir. Bu donanımlara tarayıcı ve dijital kameralar, mikrofon ve sayaçlar örnek verilebilir.
Organize Etme: Bu aşama diğer bilgi isleme süreçlerine hazırlık asamasıdır. Veri üzerinde herhangi bir değisiklik yapılmaz sadece verinin nasıl tanzim edileceği ve gösterileceği belirlenir.
Analiz: Orijinal verinin degistirilmeden kullanılabilir veri hâline getirildigi asamadır. Bu asama verinin seçilmesi, sıralanması ve karsılastırılması gibi süreçleri içerir.
Kaydetme ve Geri Çagırma: Veri farklı formatlarda Internet üzerinden ya da kayıtlı bir ortamda internet’e bağlanmadan kaydedilebilir ya da kayıttan geri alınabilir. Kayıt ortamları geçici ya da kalıcı olabilir.
İşleme: Bu asamada önceki veri güncellenerek degiştirilir. Örnegin, banka hesabınızdan para çektiginizde çektiginiz tutar hesabınızdan düsülerek güncellenir.
Aktarma ve Alma: Aktarma ve alma süreci veri ve bilginin bilgi sistemi içinde ve bilgi sistemleri arasında aktarılmasıdır. Bütün süreç üç ana bölümden olusur. Bunlar gönderici, ortam ve alıcıdır. Bu süreçle ilgili en temel örneklerden biri iki kisi arasındaki konusmadır. Konuşan kişi (gönderici) ses dalgaları yoluyla kodladığı mesajı hava (ortam) yoluyla dinleyen kişiye (alıcı) aktarır.
Gösterim: Gösterim bilgi sisteminden bilginin çıktısının alınması süreci olarak düsünülebilir. Gösterim süreci, bilginin nasıl sunulacağına iliskin bazı kararlar alınmasını gerektirir. Bu kararlara çıktıdaki metnin nasıl biçimlendirileceği, görselin çözünürlüğünün ne kadar olacağı örnek verilebilir.
SOSYAL HAYATTA TEKNOLOJİ

Insanların teknolojiyi kullanmaları dogal kaynakları basit araçlara dönüstürmeleriyle başlamıştır diyebiliriz. Atesin kontrol edilmesi, tekerlegin icadı ya da paranın kullanılması toplumların yasantılarının her asamasını etkilemistir. Bilgi toplumu öncesi toplumlarda zenginliğin kaynağı kisisel yetenek, toprak, enerji kaynakları ve sanayi olurken bilgi toplumlarında zenginligin kaynagı bilgidir. Bilgi islemek için kullanılan teknolojiler daha önce islenemeyen boyutta verinin islenmesini mümkün kılmıstır. Belirli bir yapıda bulunmayan veri artık analiz edilebiliyor.